Benim Kadınlarım
23 Nisan 2008 tarihinde gülnur tarafindan yazildi. 7 yorum
Sevgili Zehirli Örümcek mim göndermiş bana sağolsun..Konumuz,(eşimiz dostumuz akrabalarımız haricinde)saygı duyduğumuz 3 kadın…Kimdirler nedirler ne yapmışlardır da bizi etkilemişlerdir…
———-
Kadınlar çiçektir!
Bize hayat verenleri ve bizim hayat vereceklerimizi tanımlamak için ne kadar uygun bir slogan bulunmuş aslında zamanında…
Ailemin kadınlarını ve dolayısıyla tüm kadınları sevgiyle andıktan sonra konu başlığımıza dönmek istiyorum..
———–
Saygı Duyduğum 3 Kadın… Haydi başlayalım…
Sharon Osbourne

Bu görüp görebileceğiniz en vefakar kadındır herhalde…
Şuan 55 yaşında olan Sharon Osbourne,Ozzy Osbourne ile tanıştığında 17 yaşında,pek de sevimli ve güzel gözükmeyen bir genç kız imiş.Sanırım şimdi Ozzy ile tanışmadan saatler önce ölmüş olsam diyordur
Şaka tabi..Bu kadın kocasına öyle aşıkki,onun tüm manyaklıklarını,uyuşturucu krizlerini,"düşman başına" dediğimiz sakarlıklarını bunca sene çekti..13 sene flört dönemi,üstüne 25 senedir süregelen ve hala devam eden evlilik…Ve bu senelere sığdırılan 2si "akıl yoksunu" 3 çocuk..Deli gibi bir zenginlik,Sharon’ın menajerlik hayatı,3er 5er arabalar,dev malikaneler,televizyon şovları,benjamin+benjamin+benjamin+….. paraya para dememek ama yine de saadeti bulamamak..
Ozzy gibi bir adamla evli olmanın getirdiği ağır sorumluluklar onu öyle bunaltmış olmalıki evliliklerinin ilk yıllarında Sharon da alkol ve uyuşturucu bağımlısı olmuş,hatta alkol ve madde etkisi altında araç kullanma suçu yüzünden hapis yatmıştı…
Seneler geçiyor,çift buarada sürekli birbirini hırpalıyor,ağızlar burunlar kırılıyor,sürekli hastaneye taşınılıyor.89 ağustosunda ise olabilecek en korkunç şey yaşanıyor ve Ozzy Moskova konseri dönüşünde,Sharon alkollüyken,onunla kavga ediyor ve karısını öldürmeye teşebbüs ediyor.Sonunda tutuklanıyor ve rehabilitasyona gitmesine karar veriliyor.3 aylık arınma sürecinden sonra Sharon da rehabilitasyona yatmaya karar veriyor ve ilişkileri bir nevi yeniden canlanma sürecine giriyor…Buarada Ozzy’nin sakarlıkları devam ediyor,orasını burasını kırıyor,düşüyor şaşıyor..Sharon ise sürekli kocasına bakıyor.Sonunda bütün düzensizlikler ve sıkıntılar sonucunda kendisi fil gibi oluyor,aynaya baktığında gördüğü kişiden öyle rahatsız oluyorki kilolarından kurtulmak için lipo yaptırıyor,düzenli egzersizler ve estetik ameliyatlar sonucunda taş gibi bir kadına dönüyor.Gelsin yeni televizyon şovları yeni benjaminler..MTV’de The Osbournes yayınlanmaya başlıyor,hayatlarını BBG tarzında herkesin gözlerinin önüne sermeye karar veriyor ev halkı..1 çocukları hariç(tek akıllı çocuğumuz o zaten).. Şov 2 sene sürüyor.Buarada Ozzy çim biçme makinesinden düşüyor,çeşitli yerlerini kırıyor,felç durumu söz konusu oluyor,alzheimer başlıyor.Çocuklar alkol ve uyuşturucudan nasiplerini alıyor.Jack alkolik olup çıkıyor ve sonunda rehabilitasyona yatmak zorunda kalıyor.Kelly albüm çıkarıyor,başarısız oluyor,babasıyla düet yapıyor,bir tek o ses getiriyor,tekrar albüm çıkarıyor,tekrar başarısız oluyor,buarada moda sektörüne al atıyor,başarısız oluyor,bunalıma giriyor ve ozzynin tüm engelleme çabalarına rağmen o da uyuştucuya başlıyor.Hatta uyuşturucu alırken görüntüleniyor paparazziler tarafından.Sharon ise koşuyor koşuyor koşuyor..Bir kocasının,bir çocuklarının,bir işinin peşinden.Şov programları yapıyor,ama tutulmuyor..2006 yılında ise sanırım hayatın tüketimi karşısında kolon kanserine yakalanıyor."Çok zorlu tedavi süreçleri,ama yine de pes etmemek..Sürekli gülebilmek sürekli gülebilmek…"Kanserle savaşı sırasında yazdığı kitabındaki bu satırlar olanları çok iyi anlatıyor.Sonunda kanserden kurtuluş,çocukların arınmaları,ozzynin tedavi altında tutulması ve çaba göstermesi sonucunda birazcık daha oturan bir hayat.. İşte Sharon.. Bu kadın tüm bunlara rağmen hayata ve ailesine karşı çok vefalı…
Prof.Dr.Sevil Atasoy

Şuan İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü’nde öğretim görevlisi olan,aynı zamanda Hürriyet Gazetesi’nde Kriminoloji ve Adli Tıp üzerine yazılar yazan Sevil Atasoy benim polisiye okumaya başladığım zamanlardan beri kendime örnek aldığım,hatta ilerleyen zamanlar için aklımı çelmekte olan bir kadın.Onun hakkında neredeyse herşeyi araştırdım ve neredeyse bütün yayınlarını bir şekilde okudum.Hakkında söylenecekler bitmez,ama onu en iyi tanımlayan kelime "sert".. Öyle bir dururki,karşısındaki Hulk Hogan olsa yıkılır.Onunla aynı katta çalışma şansı bulduğum için çok mutluyum.Kapısında isim tabelasını gördüğümde bile ürperiyorum..Mesleki başarısı ise buraya yazmakla bitmez.En iyisi ben sizi buraya alayım..
Hülya Avşar

Şimdi benim için pek çok kişi diyecekki "ay ne banaaal,ne alaturkaa"..Hadi arkadaşlar,bana "ben markayım" diyerek yeni bir gündem maddesi oluşturan,aylarca "marka nedir" sualini sorduran,iletişim fakültelerine ders çağırılan,konferans vermesi istenen bir kadın daha gösterin?
Var mı?
Yok
Hülya Avşar bir markadır,marka olmuştur.Ne kadar alaturka ya da "arabesk" gelse de kimilerine Hülya Avşar gayet Avrupai bir markadır.Severim sayarım alnından da öperim ben bu kadını…
Bitti
Benden bukadar.. Ben de mimi eğer kabul ederlerse esracığıma, factor2 , 5nk ‘dan blues’a ve erdil yaşaroğlu ‘ya göndermek istiyorum ;) (saydığım isimler de kendi diledikleri kişilere gönderirlerse saadet zincirine katkıda bulunmuş olacağız
)
.jpg)

vay be. iyi olmuş efenim. tebrik ederiz.
Yazı sıralamasına bakınca;Hülya Avşar’a az yer ayırmışsın!Ama saygı bu,kimin nasıl ve kime saygı duyacağını bilemiyoruz.Bende size;mim için beni kırmadınız,saygı duyuyorum efendim.Saygılar
rica ederim efenim ne dimek
buarada hülya avşara daha az yer ayırmak mecburiyetinde kaldım.yazının ortasında işim çıktı,öylece de bırakmak istemedim,bitirivereyim dedim..böyle işte..ay yoruldum anlatırken 
teşekkür ederim çağatay bey..ama okadar zaman yazmak için uğraştım bukadarcık mı tepki verilir..hayret bişey yani
Operasyon tamamdır.İlginiz için teşekkürler.
ben teşekkür ederim
Sevil Atasoy’un Labirent kitabını okudum ve ikincisini bekliyorum..